zaman şüphe düşkünü...
Dünyayı ve küçük ölçekteki yaşamımızı
şüphelerle kesinliğini sorguladığımız imalarla karşıladık. Sonuç süreç içinde
ikna olabileceğimiz düzeydeydi. Çoğu kez ikna olduklarımız yenildi. Bir başka
şüpheyi doğurdu.
Her birimiz, her türlü olası halin
sıkıntısını yaşarız. Özellikle de insan ilişkilerinde. Kimi zaman ebeveynlerle,
kimi zaman dostlarla, kimi zaman sevgilimizle bir takım sürtüşmeler yaşar ve
doyum noktasına gelen sabrımız şüpheler üretir gibi olur. Hani her davranışın
çok basit açıklamaları vardır ya, hiç düşünmeden söyleyebileceğimiz. İşte en
yakınımızdakilere karşı bu mekanizma devre dışıdır, uzun süre de faaliyete
geçmemektedir. Özellikle toz konduramama hali hakim tabi ki, “yok canım olur mu
öyle şey, bunca zamandır. . . .”
ifadeleri duyulan şüpheleri kısa sürelide olsa hemen siler.
Doğru olan tarafsız bakabilmek midir
meseleye; aslında hissetmek, düşündüklerini söylemek ve şüphe etmektir doğru
olan.
Peki ya şüphe, hislerin doğruluğundan
kaynaklı bir başka şüpheye yol açmaz mı? Hislerimiz değil midir, insan
ilişkilerindeki esas yardımcımız. Belki yardımcı yanlış bir kelime, fakat
böylesine yok edilen öze, ancak dışsal etkilerle yardımcı konumunda işlev
verilir artık.
Esasında parçaları birleştirmek sorun.
Mesela son yapım aksiyon filmlerini düşünün. İsyan içerikli ve son derece iyi
tekniklerle çekilmiş. Pek çoğunda konu temelde değişen ve değiştikçe insanın düşüncelerine,
hislerine ve isteklerine zarar veren faktörleri eleştiri niteliği taşır. Ama öte yandan bu filmler eleştirmeye
çalıştıkları materyallerle oluşturulur.
Çelişkilerle yüklü yaşamdan şüphe etmeyi
savunabilir miyiz? Aslında izlerken bunu fark edemeyeceğiz, evet hatta hoşumuza
gidecek. Pek azımız sözünü ettiğimiz temeldeki konuyu fark edeceğiz. Vay be! .
.
.
. .
.
Her birimizin sözcükleri belli.
İşte biz insan ilişkilerinde de böyleyiz.
Hislerimizden öte zamanı önemsiyoruz. Ve kelimelere dökülmeyen netlikler sese
de taşınmaz sanırım. . .
Ve oyun içinde oyun dönen filmler
gibileşiyor yaşam. . . Bir zaman neler
olacak acaba merakla beklemekten başka ne var ki. Sanırım şüphesiz; şüphe,
hissetmek, düşündüklerini söylemek. . .