kalabalıktı ortalık,
tanımadığım renkler vardı insanların üzerinde,
hafif ve
dokunaklıydı.
dokunmuştu kör noktaya,
pür dikkat kesilen kulaklar dinlerdi
dinlerdi. . .
zaman
zaman doldurulmazdı ifade,
öfke,
jargona başvururdu,
ani
tepkiler dalga gibi vururdu bedene. . .
deniz
kabuklarına kulağını yaslarken duyulan uğultu bir boşluk hissi verirdi kiminde.
kimi
kimileriydi.
bir
yıldız demeti belki ulaşılması güç hayalperestlikteydi. .
ışıklara,
kadehlere sığdırılan daima loşluktu,
güneş
doğduğunda, sancılı bir iç çekiş ve baş ağrısı. . .
süregelen
zaman doluydu sendelemelerle.
öfkeli, şiddetli. . .
durulan
tekdüze, iki adım öte, geri. . .
gelişigüzel
dökemediklerimiz, kıvrandırıyordu pşisik putlarımızı
öyküler
yazarken bulunmak şair mısralarına atıftan gelirdi.
çekmiş,
tüketmişlikten. . .
renklerim
zırh gibi ciddiydi, çoğu zaman donuk ve ağır. . .
çift
katlı ranza gibi ömür, gökyüzü pek engelli. . .
z.