23 Eylül 2013

düşüyor dünya

Toplum algısını didikler buldum kendimi. Çevremi saran bu kontrolsüz, sevgisiz, kin dolu zihninete karşı başka bir köşede sıkıştırılmıştım. Üst üste yığılan hayat meseleleri altında direnç geliştirmeyi başarma çabasıydı benim ki. Gidemiyordum ama kalmayı da beceremiyordum. Zamanımı 'yanlış' diye tanımlardım bazen. Bu zaman içinde yalnızdım. 
Sözcüklerim, cümlelerim, hislerim, zihnim, aklım ... Yaşamaz gibi nefessiz kalıyordu. Zamanla gör(e)me-me izleri sürdüm. Canımı yakmasın istedim. Ve hislerimle yaşam heyecanımı tazeliyordum. Bir diğer yanda polis vardı ablukaya alıyordu sokaklarımı. Zihnimi köreltmiş, yontmuştu sözcüklerimi. 
Nefreti hissetmezdim, hicbirsey nefret etmemi gerektiremez der. Önemserdim her şeyi. Fakat gözetim toplumu ablukası içimi acıtıyor ve sivriliyor kalbim.

-Ölüyor yaşıtlarım. 

Siliniyor bir kuşak, yüzyıllardır olduğu gibi savaşıyor zihinleri. Barışamıyor o mekanik savunma mekanikleri.
Çürüyor...
Dünya bir çukur tepsi miydi? Hiç varsaymadık. Biliyorduk yuvarlaktı. Ama "düşüyor dünya" o kara deliğe yok saydı kendini gezegenler çatışacak. Yüzyıllar döngüsel hızda ilerliyor. Şimdilerde zamanı kısalttık ve sadece gücü depo ediyoruz. 
Postmodern bir hiçlik içinde sokaklar, modern sanat eskiye dönüşü resmediyor. 
Putlaştırıyor. 
Durma...

z.