dezenfekte zaman
ağzımı kelimelerle doldurdum, dilim muhbirlik etti...
5 Nisan 2014
Sevgiden bahseden sözcükler yıldırdı sevgimi. Ben bir nefes isterim; sözünde, sesinde. Burda olsaydını hayal ederken burda ol, sarılıyım sana isterim. Özlüyorum düşleyemeyecek kadar uzaklaştığım hislerimi, heyecanlarımı, heyecanlarını, birbirimizi özlüyorum. Her biri bir başka kaldı bende. Hatıralarım hep güzel... Kavgaları güzel anarım ben; yıllar geçsin ve karşıma çıksın diye beklerim.
Geçen yıllar yoluma düştü, ben yollarda buldum beni. Uyku gözlerinde kuşlar gökyüzünde, soluk bir maviye düştüm..
Bir hoyrat delikanlı gözler yolumu, coğrafyanın sert delikanlısı, gözlerinde sevda arar, bakışlarla durur ya karşımda, ama gelmez. İlkelerde gizler. Bilirim ki korkularında umut besler. Bense rengi solmuş gökyüzünde kahkahalar duymak istiyorum.
Geçen yıllar yoluma düştü, ben yollarda buldum beni. Uyku gözlerinde kuşlar gökyüzünde, soluk bir maviye düştüm..
Bir hoyrat delikanlı gözler yolumu, coğrafyanın sert delikanlısı, gözlerinde sevda arar, bakışlarla durur ya karşımda, ama gelmez. İlkelerde gizler. Bilirim ki korkularında umut besler. Bense rengi solmuş gökyüzünde kahkahalar duymak istiyorum.
5 Ocak 2014
1 Ekim 2013
varoş
kalabalıktı ortalık,
tanımadığım renkler vardı insanların üzerinde,
hafif ve
dokunaklıydı.
dokunmuştu kör noktaya,
pür dikkat kesilen kulaklar dinlerdi
dinlerdi. . .
zaman
zaman doldurulmazdı ifade,
öfke,
jargona başvururdu,
ani
tepkiler dalga gibi vururdu bedene. . .
deniz
kabuklarına kulağını yaslarken duyulan uğultu bir boşluk hissi verirdi kiminde.
kimi
kimileriydi.
bir
yıldız demeti belki ulaşılması güç hayalperestlikteydi. .
ışıklara,
kadehlere sığdırılan daima loşluktu,
güneş
doğduğunda, sancılı bir iç çekiş ve baş ağrısı. . .
süregelen
zaman doluydu sendelemelerle.
öfkeli, şiddetli. . .
durulan
tekdüze, iki adım öte, geri. . .
gelişigüzel
dökemediklerimiz, kıvrandırıyordu pşisik putlarımızı
öyküler
yazarken bulunmak şair mısralarına atıftan gelirdi.
çekmiş,
tüketmişlikten. . .
renklerim
zırh gibi ciddiydi, çoğu zaman donuk ve ağır. . .
çift
katlı ranza gibi ömür, gökyüzü pek engelli. . .
z.
23 Eylül 2013
düşüyor dünya
Toplum algısını didikler buldum kendimi. Çevremi saran bu kontrolsüz, sevgisiz, kin dolu zihninete karşı başka bir köşede sıkıştırılmıştım. Üst üste yığılan hayat meseleleri altında direnç geliştirmeyi başarma çabasıydı benim ki. Gidemiyordum ama kalmayı da beceremiyordum. Zamanımı 'yanlış' diye tanımlardım bazen. Bu zaman içinde yalnızdım.
Sözcüklerim, cümlelerim, hislerim, zihnim, aklım ... Yaşamaz gibi nefessiz kalıyordu. Zamanla gör(e)me-me izleri sürdüm. Canımı yakmasın istedim. Ve hislerimle yaşam heyecanımı tazeliyordum. Bir diğer yanda polis vardı ablukaya alıyordu sokaklarımı. Zihnimi köreltmiş, yontmuştu sözcüklerimi.
Nefreti hissetmezdim, hicbirsey nefret etmemi gerektiremez der. Önemserdim her şeyi. Fakat gözetim toplumu ablukası içimi acıtıyor ve sivriliyor kalbim.
-Ölüyor yaşıtlarım.
Siliniyor bir kuşak, yüzyıllardır olduğu gibi savaşıyor zihinleri. Barışamıyor o mekanik savunma mekanikleri.
Çürüyor...
Dünya bir çukur tepsi miydi? Hiç varsaymadık. Biliyorduk yuvarlaktı. Ama "düşüyor dünya" o kara deliğe yok saydı kendini gezegenler çatışacak. Yüzyıllar döngüsel hızda ilerliyor. Şimdilerde zamanı kısalttık ve sadece gücü depo ediyoruz.
Postmodern bir hiçlik içinde sokaklar, modern sanat eskiye dönüşü resmediyor.
Putlaştırıyor.
Durma...
z.
Sözcüklerim, cümlelerim, hislerim, zihnim, aklım ... Yaşamaz gibi nefessiz kalıyordu. Zamanla gör(e)me-me izleri sürdüm. Canımı yakmasın istedim. Ve hislerimle yaşam heyecanımı tazeliyordum. Bir diğer yanda polis vardı ablukaya alıyordu sokaklarımı. Zihnimi köreltmiş, yontmuştu sözcüklerimi.
Nefreti hissetmezdim, hicbirsey nefret etmemi gerektiremez der. Önemserdim her şeyi. Fakat gözetim toplumu ablukası içimi acıtıyor ve sivriliyor kalbim.
-Ölüyor yaşıtlarım.
Siliniyor bir kuşak, yüzyıllardır olduğu gibi savaşıyor zihinleri. Barışamıyor o mekanik savunma mekanikleri.
Çürüyor...
Dünya bir çukur tepsi miydi? Hiç varsaymadık. Biliyorduk yuvarlaktı. Ama "düşüyor dünya" o kara deliğe yok saydı kendini gezegenler çatışacak. Yüzyıllar döngüsel hızda ilerliyor. Şimdilerde zamanı kısalttık ve sadece gücü depo ediyoruz.
Postmodern bir hiçlik içinde sokaklar, modern sanat eskiye dönüşü resmediyor.
Putlaştırıyor.
Durma...
z.
ilişkiler bitirmesin ilişikliğinizi sarmalanmanıza, bağlanmanıza ne gerek... hayatın akışı içinde zamanı tuttuğunuz yerde yaşayın sevginizi.dikteler,ikazlar, olası ihtimaller,ihmaller sıralanıyorsa kaçacak köşe bulun; zamanı çoğaltın ve tüketmeden yalnızlığı tadın. törpülenmeden heyecanınız, canlansın sevginiz.hayallerinizin umududur sevginiz ....
z.
17 Ağustos 2013
sihil
zamanı tutmaktan söz ederler
yüzyılları kavurdular hengamenin ısısında
beklentiler doğdu, ıssız ansızın sinsice yanaşan
yüzyılları çaldı.
...
zamanı sokağa deviren iktidarlar kol gezdi
sihillerimi kuruttum bende ve herbirine bir sihir diledim
şimdi onlardan birindeyim
pencereme konan siyah karga da bir sihirdi.
yüzyılları çağrıştıran, yüzyıllar öncesinden çağırdığım bir sihir.
SİHİRLERDE DOĞAN SİHİRLERDEN
Z.
yüzyılları kavurdular hengamenin ısısında
beklentiler doğdu, ıssız ansızın sinsice yanaşan
yüzyılları çaldı.
...
zamanı sokağa deviren iktidarlar kol gezdi
sihillerimi kuruttum bende ve herbirine bir sihir diledim
şimdi onlardan birindeyim
pencereme konan siyah karga da bir sihirdi.
yüzyılları çağrıştıran, yüzyıllar öncesinden çağırdığım bir sihir.
SİHİRLERDE DOĞAN SİHİRLERDEN
Z.
25 Şubat 2013
bir uğultu doluyor kulaklarıma; yaklaştıkça içine giriyor, kayboluyorum. bir ışık gözlerimi kamaştırıyor; yaklaştıkça beyazlaşıyor ortalık, kör oluyorum.
___
ve sıralıyorum sen gibi.
beni kuşatan duyumlarımı, beni kaplayan hislerimi...
ve bir çember oluşturuyorum. dönüyorum etrafımda; ışık başka türlü aydınlatıyor, ses farklı duyuluyor. sıcaklık artıyor ya da azalıyor.
___
yuvarlayarak yazıyorum işte, uğultuya kulak veriyorum. harfleri oynatamadım mı -yutuyorum kılçıklı kılçıklı...
Z.
___
ve sıralıyorum sen gibi.
beni kuşatan duyumlarımı, beni kaplayan hislerimi...
ve bir çember oluşturuyorum. dönüyorum etrafımda; ışık başka türlü aydınlatıyor, ses farklı duyuluyor. sıcaklık artıyor ya da azalıyor.
___
yuvarlayarak yazıyorum işte, uğultuya kulak veriyorum. harfleri oynatamadım mı -yutuyorum kılçıklı kılçıklı...
Z.
Ne var ki soluklanmak için durduğum ilk anda, arabalardan kaçmak ya da yayaları rahatsız etmemek için ayaklarıma sahip olmak, önüme gelenle konuşmak ya da en yakın kapıyı çalmak gibi korkunç mecburiyetlerden kurtulduğumda - işte o an, kendimi yeniden, sivri uçlu kağıttan bir gemi gibi düşün sularına bırakırım ve gün doğarken, öylece bekleyen arabaların sesinde, belli, belirsiz sabahın bilincine varırken kaygılarımı gidermiş olan o baygın yanılsamaya dalarım tekrar.
Derken düş, hayatın orta yerine o koca sinemalarını seriverir.
F. Pessoa
"huzursuzluğun kitabı"
-159
Derken düş, hayatın orta yerine o koca sinemalarını seriverir.
F. Pessoa
"huzursuzluğun kitabı"
-159
Ritimle dans ediyorum, bedenim kıvrak değil, sadece ritmi yaşıyor... Kalp atışlarım değişiyor; bazen çok hızlı, bazen çok yavaş, kimi zaman tekler gibi; sekteye uğramaktan kaçıyorum... Ritme boğulmadan ritmi veriyorum hayata, o gökdelenlerin tepesinden dünyaya tükürmeden, kiri temizlemekte değil mesele... Kaçış özgürlük mü peki? hayır!! bu da değil... Evrenin işleyişini görünmezleştiriyor gökyüzü, tepeden toprağı görmez olduk, beton her yanımız...
Durmalı tamda şuan; mesele "CURCUNA YIĞINI TEPELEME"
z.
z.
11 Aralık 2012
yumuşatılmış insanlık cilveleri
İçinden çıkamadığım bir karanlıkta ışığı görmem gittikçe
güçleşiyor, aşağıya çekildiğimi hissederken, bir yandan da etrafındaki
kalabalığa takılıyorum. Karanlıkta yarattığım çerçevelerle doldurmaya
çabalıyorum etrafı; tüm hayatıma bir pencere açar gibi hayal kurmaya zorluyorum
zihnimi. Karanlığı delebilmek için açılan umut pencereleri gibi, döndüğüm her
yerde hayal bırakıyorum. Etrafımı çevreleyen toprağı yaşar kılıyorum bir anda.
Ama
beni aydınlatan ışık gittikçe azalmaya başladı ve artık bir nokta kadar küçük;
ifademdeki ünlem ise tüm insanlığımı ve duygularımın bir anda yaşanması gibi
gittikçe büyüyor. Bir anda sesimi yükseltiyorum. Sadece kendi sesimin yankısını
duyar halde haykıramıyorum düğümlenen sesimle. Gittikçe karanlığa gömülüyorum.
Duyamadığım sesim birden kulaklarımı çınlatıyor ve şaşkınlığım artıkça gerçekle
rüyayı ayıramıyorum, gözümü açtığımda yön duygumu ayırt edemez bir karanlık
görüyorum. Yorganın altında saklanarak kaçmaya çalıştığım karanlığa, şimdi
kendimi hapsettim; saniyeler, dakikalar, saatler ilerlemiyor. . .
Düşünmemeye
ve saymaya başlıyorum. Tekrar tekrar başa sararak ritim tutar olmuşum
dişlerimin gıcırtısıyla ve birden bire bir megafon sesi ile bir kez daha
irkiliyorum; evet gün doğumu habercisi ezan çınlıyor odanın içinde. Ama
yorganın altından sıyrılmak için biraz daha zaman var. Devam ediyorum ritim
tutmaya, bu sefer ezan sesi sayılarıma eşlik ediyor.
Sımsıkı
kapadığım gözlerim gözyaşlarımdan yanıyor. Uykuya daldım mı, yoksa zamanı bu
denli hissetmeye mi alıştım kestiremiyorum.
Z.
7 Aralık 2012
ESTİ TOZ KALKTI. . .
Etrafınızı saran sisten çıkmak zaman alır, etrafınızı
algılamanız ve çözümlemeniz ise hiç tükenmeyecektir.
Her geçen gün yeni fikirler ortaya çıkaracak, onlarca
kelimeyi birbiriyle çarpıp, binlercesini imlayla şekillendirip, ezile büzüle
anlatacaksınız aklınızda oluşan var olan veya var ettiğin o esrarengiz düşünce
kombinasyonlarını. Hiç bitmeyecek olan öğrenecekleriniz olacak, anlatabilmek
rahatlamanızı sağlamaz. Anlatabilmek paylaştıklarınızın milyonlarca kez yeniden
şekillenmesi demek olacak. Olacaklar sizi daha da ürkütecek ve çarpanlara
ayırmak çözüm gibi görünecek gözünüze. Çerçeveler çizecek, içini doldurduğunuz
ipuçlarıyla canbazlıktan kurtulacaksınız. Öyle sanacaksınız. Hızla çözülecek
ipuçları ve hızla tükenecek çözümler. Ve hızla yansıyacak yeni çerçevelerinize.
Renk vermeye başlayacaksınız ; halbuki rengi fuzuli bulurdunuz ve özünde olan
mevzuydu derdiniz. Neler oldu çarparken, umduğunuzdan farklı işledi sandıklarınız
parçalandı ve siz olamadınız.
Ama her zaman bir zulanız vardır, eskilerden kalan
hatıralardan çıkarılan, herhangi bir şeyden esinlendiğiniz. Es geçtiğiniz ve
zamansız bulduğunuz ya da yorgunluktan kafa salladığınız. Canbazlıktan sıkılıp
dökülsün dediğiniz zulanız, mucize gibi serilir önünüze. Bırakın eksik kalsın
parçaları, estikçe toplarsınız. . .
Neler geçti de, esti toz oldu. Yakın gelecekten sorumluğunuz
öğretilmişliktir. Geçmiş sorumsuzluklarınızın tesellisi olsun diye az ses
çıkarmanız şarttır. Ve dolu dizgin uyku dökülsün zihinden. . . Tok kalksın düşler.
Z.
Z.
10 Kasım 2012
öldü
gözlerimi her yumduğumda, belkide her adımımda bilemiyorum. ama gidiyorum ölüme; dönüp bakıyorum bazen, omzuma vurup geçerken sırıtıyorum.
öylesine olağan sıralanıyor ki günlerdir; cenazeler, taziyeler, nedenler, sonuçlar...
_______________
insana üzülürdüm önceden öldü diye, ölecekti biliyorum aslında; olması gerek. koşullar ve hal bilinmez ölüm adı ortak buluşma noktamız olacak.
___________
öyle çok hüzünlenmeyeceksin de öleceksin kendine
ve gideceksin ışıklardan karanlık beyaz gelecek gözüne
_______
sığdıramadıklarım var ya hayata, en kötüsü onlardan olmak olacak, hiç taşıyamadan gideceğim. üzülürüm sırf bu yüzden, öyle derinlerde ölmeyeceğim bu sığlıkta öldürecekler ya, bir de bu üzecek beni. oysaki sizler nelere üzülürsünüz. şaşkınlığınızı görmeyeceğim ve düşünmeyeceğim de. öyle büyük laflarda etmeden gideceğim.
___
SİLİN ÜSTÜMDEKİ TOZU DA TOPRAKLA ISLATIN BEDENİMİ
gözlerimi her yumduğumda, belkide her adımımda bilemiyorum. ama gidiyorum ölüme; dönüp bakıyorum bazen, omzuma vurup geçerken sırıtıyorum.
öylesine olağan sıralanıyor ki günlerdir; cenazeler, taziyeler, nedenler, sonuçlar...
_______________
insana üzülürdüm önceden öldü diye, ölecekti biliyorum aslında; olması gerek. koşullar ve hal bilinmez ölüm adı ortak buluşma noktamız olacak.
___________
öyle çok hüzünlenmeyeceksin de öleceksin kendine
ve gideceksin ışıklardan karanlık beyaz gelecek gözüne
_______
sığdıramadıklarım var ya hayata, en kötüsü onlardan olmak olacak, hiç taşıyamadan gideceğim. üzülürüm sırf bu yüzden, öyle derinlerde ölmeyeceğim bu sığlıkta öldürecekler ya, bir de bu üzecek beni. oysaki sizler nelere üzülürsünüz. şaşkınlığınızı görmeyeceğim ve düşünmeyeceğim de. öyle büyük laflarda etmeden gideceğim.
___
SİLİN ÜSTÜMDEKİ TOZU DA TOPRAKLA ISLATIN BEDENİMİ
22 Eylül 2012
buğulu
hafiflemiş bulut buğusunda gökyüzü indi gündüz vakti.ışığım kaçtı hislendim...
donuk suratlar doluyor bir anda, sımsıkı sarılıyorlar; ifadeler buz. öyle sıkı sarılıyorlar tekrar.
kalabalık dağılıyor; yalnız kalıyorum. elimi uzatıyorum güneş tepemde; yalnızım gölgesiz...
turkuaz sevmeye başladım bende. kokusunu özlüyorum, ışıyor bedenimde. alabildiğine derin, gidilecek kadar uzak da değil...
Z.
hafiflemiş bulut buğusunda gökyüzü indi gündüz vakti.ışığım kaçtı hislendim...
donuk suratlar doluyor bir anda, sımsıkı sarılıyorlar; ifadeler buz. öyle sıkı sarılıyorlar tekrar.
kalabalık dağılıyor; yalnız kalıyorum. elimi uzatıyorum güneş tepemde; yalnızım gölgesiz...
turkuaz sevmeye başladım bende. kokusunu özlüyorum, ışıyor bedenimde. alabildiğine derin, gidilecek kadar uzak da değil...
Z.
16 Eylül 2012
elbet
elbet biliyordum; koşmalarımı, düşmelerimi...
en çok yüzmelerimi sevdim.
az heyecanlandım, az da ürkmedim değil.
ama yere basıncaydı ürkmelerim.
böylesi kırılmazdı; SU
yakılmaz,
yıkılmazdı.
en çok yüzmelerimi sevdim.
az heyecanlandım, az da ürkmedim değil.
ama yere basıncaydı ürkmelerim.
böylesi kırılmazdı; SU
yakılmaz,
yıkılmazdı.
Kaydol:
Kayıtlar (Atom)


